Tecrübelilerdi onlar; yıllarca bizi yüreklendirdiler. “Başlamak bitirmenin yarısıdır”, “Hele bir başla, gerisi kendiliğinden gelir” dediler. Bize bunları derlerken kendi aralarında fısıldaştıklarını görürdüm hep. O fısıldamaları duymaya çalışırken anlamadıklarımı şimdi anlamaya başlıyorum yavaş yavaş. “Her son, bir başlangıçtır aslında” derlermiş birbirlerinin kulaklarına, ve bizi kandırırlarmış. Yani her son, her başlangıç kadar zormuş. Bunu derinden anlamak için en az dört yıl ODTÜ’de okumak gerek şartmış. Yeter şartların neler olabileceğini söylemeye ise benim ne tecrübem, ne de kalemim yetermiş.
ODTÜ Endüstri Mühendisliği’ndeki lisans eğitimim bitmek üzereyken, kafamdaki sorular birbirinin seslerini bastırmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Karar ağacındaki dallar saymakla bitmiyordu. Hangi şirket, hangi sektör, hangi şehir, hatta hangi ülke ulaştıracaktı beni sallanan sandalyede oturan 70 yaşındaki genç kız hayallerime? Zaten karışık olan kafamı biraz daha karıştırsınlar diye bu konuda fikir verebilecek herkesle konuşmaya çalışırken, bir gün çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan “Denemeden gitme” dedi. “Akademik dünyanın nasıl bir şey olduğunu görmeden başka dünyalara gitme” . Bu cümle hayatımı o kadar güzel bir yere getirdi ki, her gün bu cümlenin sahibine bölümün kordidorunda rastlayıp ağzım kulaklarımda gülümseyerek, sayesinde ne kadar mutlu olduğumu göstererek ödemeye çalışıyorum borcumu.
ODTÜ EM’deki asistanlığının ilk bir yılını geride bırakmış olan, “çıtır”lığından sıyrılmış bir araştırma görevlisiyim şimdi. Genel olarak mutlu olma eğilimli bir insan olmamın da etkisi vardır belki ama, sadece asistanlık hayatımın değil, kendi ömr-ü hayatımın da en çok mutlu olduğum bir yılını geride bıraktığımı hissediyorum. Hem bu hislerimi hem de benim gibi düşünen diğer arkadaşlarımın hislerini yanıma alıyorum, hepimizin geçtiği bu yollarla ilgili bir kaç kelam etme hakkını – affınıza sığınarak – kendimde görüyorum.
Asistanlık kavramı, bir asistanın iletişimde olduğu birimlere tam olarak “asist” etmesini içeriyor. Araştırma yaptığımız için kendimize yardım ediyor, kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Hocalarla birlikte çalıştığımız için onların işlerini kolaylaştırmaya ve onlara yardım etmeye çalışıyoruz. Tabi bir de öğrenciler... Elimizdeki her türlü kaynağı kullanarak da öğrencilere yardım etmeye çalışıyoruz. Ana olarak üç boyutu olduğunu düşündüğüm bu yardım etme işini, herkes kendine has üslubuyla yapıyor. Bu üsluplar birbirinin içine geçiyor ve olabildiğince güçlü bir uyum yakalanmaya çalışıyor bölümün koridorlarında. Herkesin işini farklı şekilde yapması ve başka başka yeteneklerinin olması bu uyumu azaltmak yerine daha da çok kuvvetlendiriyor.
Yaptığımız işin kendine has bir hareketliliği var. Uzun vadede hareketli bir yapımız var; çünkü her yıl birileri yeni sulara yelken açmak için bölümümüzün koridorlarından ayrılıyor, ve yerlerine yeni mezunlar yerleşiyor, yapılan işlere taze kan geliyor. Kısa vadedeki hareketliliğimiz ise zamanımızın büyük bir kısmını bölümde geçirmemizden kaynaklanıyor. Sadece haftaiçi ve mesai saatleri içinde çalışmıyoruz; bazı gecelerde sabaha karşı, bazı pazarları kahvaltı sonrası kendimizi bölümdeki odamızda buluyoruz. Zamanında lisans öğrencisiyken, yani gecenin 3’ünde bölüm labaratuvarlarında proje yetiştirmeye çalışırken odalarının ışıklarını açık gördüğümüz ve bizimle kahvelerini paylaşan asistanlarımızdan ne gördüysek, biz de aynısını uygulamaya çalışıyoruz.
Yazmaya başlayınca, bazen söylenmek istenenler bitmiyor. İçimden diyorum ki, “Ben sadece ilk yılımı geride bıraktım ve yaşadığımız bu ortamla ilgili paylaşmak istediğim onca şey var; kim bilir burada yıllarını geçirmiş insanların, yıllar önce ODTÜ EM’yi bugünkü haline getirmiş insanların söyleyecekleri neler vardır...” Eğer içimdeki ses haklıysa, sizden gelecek anı, fikir ve tecrübe dolu yazıları heyecanla okuyacağız. Sadece güzel hislerle ve mutlu hikayelerle dolu yazılarınızı beklemek yetmez biliyorum; asistanlığın sıkıntıları, bürokrasinin önümüze koyduğu engeller ve endüstri mühendisliğinin geleceğine dair soru işaretleri hakkındaki yazılarınızı da hepimizin keyifle okuyacağından eminim.
Altında toplanmaya çalıştığımız bu çatıyı her geçen gün daha güzel bir hale getirebilmek dileğiyle...
Büşra Atamer 08 - ?
0 Yorumlar:
Yorum Gönder